2010




* az önce "soul kitchen" filminden geldim, çok güzeldi çook.. gene bi cafe açasım, işletesim, kendi mutfağımda mutlu olasım geldi.. ne güzel müzikleri vardı..

* 2009 değerlendirmesi yapmıcam 2010'a girerken.. kötü bi seneydi de demicem, aklımdan, beynimden ve ruhumdan sildim o seneyi.. (bkz: eternal sunshine of the spotless mind)

* 2010'a girerken burcumla ilgili tüm yorumları okudum, buraya da bi kısmını yazıyım da ara ara burdan bakıp okurum:

- başaklar 2.5 yıldır zor şartlar altında gerilimlerin etkisinde ve enerjisinde ciddi testler yaşadınız. satürn iyi bir öğretmendir, sizi ciddi testlerden geçirir ama hayatı öğretir. 2010 bu açıdan sizin zafer yılınız olacak. Yani yıprandık, öğrendik ama ektiğimi biçiyorum dediğiniz bir yıl olucak. (http://nrl.blogcu.com/nuraysayari)


- at some point from September 2007 to October 2009 you likely had a very difficult time with a partner. If single, the new moon solar eclipse of January 15 could bring new love your way. Often an eclipse will ask you to give up old love to make way for new. (http://www.astrologyzone.com/forecasts/monthly/virgo_full.php)

* arkadaşlarımı çok seviyorum, iyi ki varlar.. onlarsız hayat tam bir depresyon olabilirdi..

* çok eğlenceli bi yılbaşı partisi geçirdim, uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim.. inanılmaz güldüm :))

- "çok ısrar etti napıyım"

* -3 ila +10

* denemece yanılmaca, karpuz seçmece

* işle ilgili denildiğinde aklıma "after work party"nin gelmesi de yeni yıla nası girdiysen öyle giderin devamı olsa gerek..

* içimde saf bir umut var hayata dair.. kimse yok edemiyo.. edemicek..

* ailemi çok seviyorum, çok özlüyorum.. iyi ki varlar..

* 2010'da ilk defa bi haftalığına izin alıp tek başıma tatile gidicem.. nereye gitsem ki..

* bu yıl kendime bir sürü eldiven ve şapka alıcam.. bi de daha çok dantelli şeyler giyicem.. ihi..

* bi de msn hesabımı kapattım, ne sıkıcı bişeymiş o öyle..



gül kendine!!


insanoğlu önce kendini üzer, sonra mutlu etmek için yollar arar..

"oh boy.. çok bunalımdayım!" bazen gerçekten - i mean it - siktir etmek gerekiyor hayatı.. biraz kafanızı kaldırıp baksanız, herkes sizin kadar sallamıyor panik panik, stres stres yaptığınız olayları.. bi de onca yıldır şu hayat yolunda tecrübeniz var, bi çok şeyin hala zamana bırakılınca geçeceğini öğrenemediniz..
bi saniye dur ve düşün.. en kötü ne olabilir, en kötüsü ama.. yani işten atılsan başka bi iş bulursun, bi süre idare edersin.. patronun sana bağırsa çağırsa ne olur ki, içinden sırıtırsın pis pis geçer gider.. sense yanında uykusuz gecelerin, moral bozukluğun, mutsuz hayatınla baş başa kaldığına yanarsın..
mesela ne zaman güldün şöyle kahkahayla son 3 - 4 haftadır.. hatta 1 - 2 aydır.. ne zaman çok eğlendin? ne zaman kendine zaman ayırdın? baş ağrılarıyla geçen uykusuz gecelerin hangi derdine merhem oldu? sorarım sana, sorarım ki nedir seni bu kadar mutsuz eden?
mırıldanıyorum şu an seni dinlerken içimden: "değer mi hiç, değer mi hiç, değer mi değer mi değer mi söyleeee.."
sen hala kendini belaların mıknatısı olarak tanımla, hala en kötü şeyler senin başına geliyomuş gibi hisset..
egoya bak.. yürü beee..
unutma, unutturma! bu hayatta herkes bir gün düşerse öbür gün ayağa kalkar..
what goes around comes around baby..



******
sevgili upper east siders, bu yazı tamamen kendime, kendimi rahatlama adına yazılmıştır. 3. şahıslarla ilgisi yoktur..

10 Eylül




Hımm.. Çok olmuştu hiç yazmayalı, yeniden yazmak için bi heyecana ihtiyacım vardı, bir de yeni önerilere.. Eylül bitmeden bir yazı yazmak lazım diye düşündüm, neden:

Çünkü Eylül, mutsuz anlarınızın yansımasıdır. Yağmurlar başlar, pencereden bakıp yere düşen damlaları izlersiniz. Dalıp giderken kendinizi bir film sahnesinde hissedebilirsiniz, tam bir klasik sonbahar hüznü modunda.. Yeşilin içinde sarılar, turuncular da oluşur artık yapraklarda. Bir de soğur hava, yazın bunaltıcı sıcaklarında özlediğiniz esintiler uçuşur gelir bir anda.. Biraz da yalnızlık katarsınız içinize, evde bunalmışken sahile gidip biraz temiz hava alıyım dersiniz.. Belli mi olur, belki üşümezsem biraz da kitap okurum bankın birinde, ayaklarımı denize uzatarak.. Hava erken kararmaya başlar, artık kışa doğru yaklaşırsınız. Ofisten bir çıkarsınız, aaa hava kararmaya başlamıştır, aaa paltoları çıkarmak lazımdır dolabın üstündeki bohçalardan, aaa şemsiye de alalım yanımıza, aaa Eylül de bitmek üzere..














Çünkü Eylül, mutlu anlarınızın yansımasıdır. Bisiklete binerken rüzgara karşı yağmurlu havayı içinize çekmektir, özgürlüktür. Üşümektir birazcık ama iyi ki battaniyeniz vardır, iyi ki kahve içerken dvd izleme keyfi vardır. Artık yaz bitmiştir, yazlıkçılar gelmeye başlamıştır, herkesler evlerine geri dönmüştür, ne güzeldir.. Yeni yeni mağaza vitrinleri, yeni kazaklar, paltolar, özlediğiniz çizmeleriniz geri gelmiştir ya da geliyordur.. Mus çoraplarımı bile özledim çok, bir de siyahı, laciverti, grinin tonlarını, eldivenlerimi özledim.. Cama yağmur yağmasını, yağmur yağarken balkonda oturmayı, koşturan insanlara bakmayı özledim. Bir de Eylül, Başak burcuna aittir, benimdir, yeni bir yaştır, yeniliktir... Islanmaktır, aaa yağmur yağdı toprak çok güzel koktu, aaa çiçekler sulandı, aaa hava açıldı temizlendi, aaa Eylül de bitmek üzere..


*****************************************************************
Fotoğraflar Yedigöller'den, Bolu tarafında, Abant yanında..
Eylül'de gitmek en güzeliymiş, yeşil sarı ağaçlar, ıslak ıslak topraklar..

Gidin, görün, biraz içinizi dinleyin, biraz huzur bulun..