tuvaletlerin de bir kişiliği olmalı!







direk klozet-lavabo-peçetelik alanına açılan tek kişilik cafe/bar tuvaletlerini hiç sevmiyorum..
içerde biri var mı yok mu hiiiiç anlayamıyorumm :)















kırmızı ojeler



günlerden cumartesi..
dün gece biraz geç bi saatte eve geldim :)
az önce uyandım, biraz çalışmak için..

çalışmamak için yapılan hareketlerden birer parça : arkadaşlarımı arıyorum, televizyonda zapping yapıyorum, maillerime bakıyorum, maillerimi siliyorum..

insanoğlu hiç de çalışmak için yaratılmamış.. tüm gün yat deseler yatar.. ister ki birileri "bak sana yemek hazırladım" desin, koltuğu geniş olsun ki yayılsın, arada bir biri gelsin sırt masajı yapsın, kendini soğuk sulardan sıcak sulara atsın, karnı tok sırtı pek olsun..

insanoğluna bıraksan kendini tembel hayvan sınıfına sokmak isteyebilir.. tembel hayvanlar saniyede "en fazla" yarm metre hareket eder, günde 15-18 saat arası uyur, geri kalanında ise yemek yer.. yağmur yağdığında silkinmek yerine tutundukları ağaçta baş aşağı dönerler ki
yağmur suları kendiliğinden aksın.. sırt masajına falan da ihtiyacı olmadığı için dünyanın en sorunsuz yaratığıdır..

şu an biri banyomu yaptırsın, biri mailleri cevaplasın, biri de ojelerimi sürsün istiyorum :)
sesi güzel olan biri de akşamki fasıla benim için gitsin, "duydum ki unutmuşsunnnn, gözlerimin renginiiiii" yi söylesin..
biri evi toparlasın, biri çamaşırlarımı yıkasın, biri de kumandayı bana getirsin, çok uzakta almaya üşeniyorum :)


ofiste bir akşam



şu an ofisteyim, excel'imi F9'ladım (böyle bi konsept var hayatımda), beyaz ekrana bakıyorum..

çamaşır suları depoda yer kaplamaya başlamış, ısıya karşı terapi şampuanı saç kreminden daha güzel kokuyormuş, anında beyazlık diş macunu mavi renkliymiş..

bugün apranax'ı küçültüp yutmaya çalışırken gene içimden "apranax çiğnersen beyin kanaması geçirebilirsin" cümlesini geçirdim.. gene çiğneyerek küçülttüm.. tam bu sırada içmekte olduğum çay boğazıma kaçtı, öksürdüm öksürdüm, ölüyorum sandım.. apranax değil ama böğürtlenli çay beni öldürecekti..

hafta içi dışarı çıktığımda hayat daha eğlenceli geliyor.. sanki işten eve gidince dışardaki hayatı kaçırıyormuşum gibi.. mutlu bir yorgunluk gecesinde.. sabahında da "ufff biraz daha uyumak istiyorummm" somurtkanlığı.. sonra hafta sonu da eğlenmece, gülmece, hoppidi zıppıdı..

yihuuu!!

W night..



* beyaz ekran o kadar boş ki, ben de boş boş yazıyorum.. :)