1 - 2 - 3 Aspirin!


Dün işten dönerken sokak arasında çocuklar ebelemece - kovalamaca oynuyorlardı.. Biri diğerini arabanın köşesinde sıkıştırıp yakalayınca "1 - 2 - 3 Aspirin!" diye bağırdı.. Hım humm.. Ne demek istedi acaba, nedir oyunun kuralı, bi de neden aspirin?


Bazıları vardır hayatta hiç ilaç kullanmazlar, bazıları vardır tüm hastalıklarında aspirin alırlar, hele bazıları 5 - 10 ilaç birden alır.. Bense, hastalık hastası bi insan olarak doktora gitmeyi çok severim, bi sürü ilacım olur, ama sonra onları kullanmayı hiç sevmem.. Hani elimde olsa 10 günde bir check-up yaptırıyım, bilim adamları gelsin kanımı, damarlarımı, beynimi, midemi, bağırsağımı, ciğerlerimi, her bir yerimi incelesin, kötü bişi varsa söylesin, beni hemen iyileştirsin..


Hapların en kötü yanı ise, onları yutmak.. Daha doğrusu yutamamak..



Geçmiş görüntülerimden hayal meyal hatırladığım, 5 yaşında zatürre olup hastanede yattığım, ilaç yutamadığım, yutabilmek için muzun içine soktukları ama gene de yutamadığım.. Şu yaşıma kadar kapsülleri ayırıp içtim, bir türlü ilaç yutamadım.. ve bundan çok çok sıkıldım..


Yok mudur bunun bir yolu, bir oluru?


***********************************************

Hayatımızı sadece bugün yaşıcakmış gibi yaşamak en güzeli.. Ama bize bir şey olduğunda geride kalanların acısını düşünmek en kötüsü.. Bi yerden duyduğum kadarıyla insanın "başı", "kalbi", "ayakları" en öncelikli yerleriymiş.. Sağlığınza önem verin, doktora gidin, kontrollerinizi geciktirmeyin..




Ruhumu bıraktım rüzgara..


Mayıs geride kalıyor, sıcaklar çoktan geldi.. Ben kendimi depo insanı vs plaza kadını arasında kaybetmişken, ruhum deniz kenarına gitmek, rüzgarda saçlarımı savurmak, yüzümde kum tanelerini hissetmek istiyor..

Kendimi bildim bileli sportif bi yaşantım var ama hepsinin sonu maymun iştahlılığıma heder oldu. Voleyboldan, yüzmeye, hentboldan, basketbola ve tenise.. Hepsi başladı ve saygısızca bitti..

Ama kendimi bu yıl aştım, kışın board yaptım ve inanılmaz zevk aldım.. Ama üstünde biraz daha çalışmam lazım tabi :)

Şimdi ise gözümü windsurf'e çevirdim.. Bu yıl sadece çevirmekle kalıcam belki ama seneye yazın kendimi dalgalara bırakmamak için en ufak bir neden yok.. Evet evet, sörf yapmak istiyorum.. Ufacık board ve yelkeni su üstünde tutmak için çabalayıp, gözüme su kaçsın, burnumdan su çıksın istiyorum..


***********************************************

Yaz büyük kentlerde bitmişken, ama hafif bir rüzgarla sıcaklığını küçük yerlerde sürdürürken gitmiştik.. Sürprizleri severim çok, böyle bir yere gelmek de benim için bir sürpriz olmuştu.. Hayallerimdeki gibi bir bahçe, mutluluk beyazı odalar ve pek şirin iki evsahibesi..

Alaçat Kırevi: http://www.alacat.com.tr/

Gidin, görün, dinlenin, huzur bulun, tekrar aşık olun..


Domates Festivali @ İspanya


Kırmızı kırmızı domatesler..


Hayır hayır, artık dışı kırmızı içi sarı, tatsız tutsuz, abidik gubidik şekilsiz domatesler yemek istemiyorum.. Ki ben domatesi elma gibi yerim, akşam yemeği yerine yerim, öğün arası atıştırmalarımda yerim, sabahları yumurtama katar menemen yapıp yerim ama asla ve asla çorbasını içmem.. Gene de marketten aldığım o domatesleri yemeğe başlayınca üfleyip püflüyorum.. Böyle de domates olmaz ki ama..

Peki ben ne yaptım? Gittim domates tohumları aldım, bi güzel saksı aldım, torf aldım.. Onları bi güzel saksıma yerleştirdim.. Şimdi ise çimlenmeye başlamalarını bekliyorum.. Her gün suluyorum, toprağını elliyorum nemli mi diye.. İşten döner dönmez gidip bi süre çömeliyorum saksımın yanına, bakınıyorum her şey yolunda mı diye.. Hani o reklamdaki adam gibi yağmur yağsa şemsiye tutacak haldeyim.. Bi an önce çimlensinler, sonra büyümeye başlasınlar diye bekliyorum..

Yalnız büyünce nasıl yükselicekler, bu ağırlıkları nasıl kaldıracaklar diye düşünürken süper bi çözüm buldum internette.. Sizinle de paylaşmak isterim :)





************************************************

Ağustos'un son çarşambası, her yıl İspanya'da domates festivali düzenleniyor..

Bu sene 27 Ağustos'a denk geliyor, şimdiden biletleri almak lazım.. Belki o zamana olgunlaşan domateslerimi de yanımda götürürüm :) Ama yok yok vazgeçtim, o kadar emek, uğraş, sonra elalemin üstüne at.. Hayatta olmaz!